Bir Yoga Dersi Nelere Sebep Olabilir?

Azime Burcu bu sabah dersinden çıkıp bunları paylaştı benimle:

Bir üst geçitte bir sürü şey birikmişti içimde ama böyle sesim çıkmıyordu. Öylesine yaşayıp gidiyordum. Bir gün eve giderken o üst geçitte bağırmak, haykırmak, çığlık atmak istemiştim. Sessiz bir çığlık çıkmıştı, Sadece benim duyabileceğim kadar cılız bir çığlık… işte geçenlerde yoga da o güne gittim. Ujjayi Nefesi çalışması yaptık. Burak yine yönergeleri vererek anlatmaya başladı. Benim gözlerden yine istemsiz şapur şupur yaşlar yanaklara düşmeye başladı. Bu sefer öyle damla damla değil birisi gözüme hortumu bağlamış musluğu da sonuna kadar açık unutup gitmiş gibi… Yeni bir şey deneyimlemiş olmak ya da düşünmediğim bir konuya merak salmak değildi yaşadığım. Ben o sessiz çığlığın nasıl atılacağını bildiğim yere göndermişti. Sadece kendinizin duyabileceği bir çığlık düşünün. Acaba hissettiklerimi başka hisseden ve yazan var mıdır diye bakayım dedim, bir yerde bu çalışma için ‘’geçmişin etkilerini geride bırakmaya yardımcı olur’’ demiş. Gittik oraya vedalaştık, affettik evet tam olarak olay bu.

Küçük bir küre…. Bir de  tepetaklak göreyim denildiğindeki tek ihtiyaç… Sonrası Geceyi gündüze çevirme oyununa düşmek. En son sabah yogası deneyimin bundan en az bir sene önceydi ve hafta sonuydu. Çok sıradan bir eylem yine oralardan bakınca ama benim için öyle olmayacağını biliyordum. Hafta içi sabah uyanıyorsunuz ve güne yoga yaparak başlıyorsunuz. Denemelisiniz!

Shavasana’dan kalktık. Bildiğimiz düzene göre bu pozdan sonra bitiriyoruz genelde ama bu Çarşamba sabah yogası ile sanki tüm düzeni, tüm kurguyu, tüm alışkanlıklarımızı ve tüm bildiklerimizi unutmuştuk. Sevgi ve Şefkat Meditasyonu yapacağız yönergesi geldi. Gözlerimiz kapalı, bağdaş kurmuş oturuyoruz. ‘’Çok sevdiğiniz, sevginizi paylaştığınız birisini düşünün hemen sol tarafınızda…’’ Hemen beliriverdi yanı başımda… Sanki nefesini hemen burnumda alıp verdiğini hissediyordum. ‘’Sevginizi bir ışık gibi ona gönderin.’’ Oluk oluk aktım soluma… Hatta sola öne doğru eğilmeye başladı vücudum. Bunları yaparken güneş içeriye benim gözüme ve tam da sola doğru yönelirken onun kirpiklerine vuruyordu. O gözlerini kırpıyordu ben yukarı aşağı inen sarı kirpiklerine vuran güneşe gidiyordum. ‘’Şimdi sevmediğiniz, anlaşamadığımız birini düşünüp ona sevgimizi gönderin ve bunu yaparken onun yaptığı davranışları; kendisinin iyisi için, daha güzel olacağına inandığı için yaptığını hatırla!’’. Gerçekten yok mu sevmediğimiz size uzak kalan birileri. Aklıma önce kimse gelmedi, sonra Burak fark etmiş olacak ki küçük bir yönerge verdi ( o ipucu Çarşamba sabah yogileri arasında kalsın) Sağ tarafta çok ama çok uzaklarda nokta bile sayılamayacak kadar bir şey belirdi. Soluma gönderdiğim o demet demet yayılan ışıklı çizgi sağ tarafa gitmiyordu. Bedenim sol öne eğikti hissediyordum ama sağ tarafa bir türlü yönelmiyordu. Ve beklenen ses ‘’Nötr hissettiğiniz bir kişiyi düşünün ve ona göndermeyi deneyin.’’ Gitmedi… Çünkü sağ tarafıma göndermek için çabaladığım sevgim, beni çürüttü ,pörsüttü, kokuttu… Vücudumda enerji kalmadı, resmen önüme kapaklandım , yavaş yavaş eridim aşağıya…

Yeni sezon beni sarstı. Sanki bu dönem her pozu daha net daha derin hissediyorum. Bu işin bir başka boyutu daha var benim için, eskisinden daha çok ve daha uzun mesafe koştuğum için bacaklarımı hissetmediğim, kendi başlarına buyruk hareket ettikleri zamanlar oluyor. Merdiven inip çıkamadığım o dehşete sürüklendiğim anlar… galiba yapamayacağım dediğim vefat geçirdiğim buhranlarım ve ilaç niyetine gelen dersler… Burak Hindistan’dan geldiğinden beri kendimi çok daha iyi hissediyorum. Ne kadar koşu sonrasında soğuma da yapsak esnetemediğim, nötrleyemediğim yerler oluyor. Bu aralar saatlerce beni burada böyle bırakın diye yalvarabileceğim bir poz var : Jathara Parivartanasana

Bu sabah sanki bugün benim için rezerve edilmiş gibi bir hayat yaşamaya başladım. Her şey su gibi akıp gidip kendine en güzel yeri çocukken oynadığımız köşe kapmaca oyunundaki gibi pat diye kapıveriyor tabi ki minik bir farkla bugün herkesin kapabileceği bir köşesi var. Bir de sabahtan beri içimde ıslıklar çalıyor. ‘’Kendi Halimde’’nin kibar muzur ıslığından. Mırıl mırıl bir şeyler içimde kıpır kıpır. Tüm neşeli ikilemeler sanki peşimden benimle geliyor. Ne yapıyorsam her şey iki kere mutlu ediyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s